İş-sizlik ile Yüzleşme

İŞ-SİZLİK İLE YÜZLEŞME!!!

UTANÇ


Şu anda düzenli işi olmayan pek çok kişi mahcubiyet , utanç duyguları ile karşı karşıya…

Kimden utanıyoruz? Komşudan mı? Bakkaldan mı? Aile dostlarından mı? Akrabadan, eşten, dosttan mı? Hergün ne istediğini ve nereye evrildiğini bilmeden robot gibi çalışan arkadaşlarınızdan mı?

Hayatı boyunca, yaklaşık 45 yıl mesela aynı firmada çalışıp, ayrılmaya cesaret edemeyenlerden olsaydınız, okulu bitirir bitirmez ne istediğinizi gerçekten düşünmeden telaşla ilk önünüze çıkan işe atlasaydınız, babanızının kurulu düzenine kurulsaydınız… Herkesin her dediğine he deyip yeterince yağ çekseydiniz de işten atılmasaydınız… Şu anda iş-siz olmazdınız, siz-iş olurdunuz… Evet siziş… Bütün hayatınız, benliğiniz bu olurdu…Emekliye ayrılınca da ne istediğini hiç bilememiş, hobisi olmayan, kendi hayatı olmadığı için başkalarının hayatını yaşayan, görünce kaçılası bir amca olurdunuz. Ama olmadı.Tebrikler…Şimdi bu hayatta size bugüne kadar öğretilenlerden bağımsız olarak ne istediğinizi düşünme şansına sahipsiniz.Kaybedenler kulübünde olduğunu sanarken kazananlardansınız.

UTANÇ BİZİ YALNIZ HİSSETTİRİR…

Utanç bizi insan içine çıkmaktan uzaklaştırır. “İnsanların çalışmadığımı bilmesini istemiyorum, herkes işinden bahsediyor, bana bu konuda soru sorulmasını istemiyorum…” Evde oturup size gelen elektronik postaları cevaplamayıp, telefonlarınızı açmamaya başlar ve dünyadan saklanırsınız. Bu sizi daha çok kurgulamaya, daha çok utanca ve yalnızlığa iter. Size destek olabilecek kişileri de hayatınızdan uzaklaştırırsınız.

İşimizi kaybetmek ya da iş bulamamak bizi kimliğimizi sorgulamaya iter. Ben kimim, niye bu hayattayım, ne işe yarıyorum…? Bu soruların cevapları kendimizi böyle bir dönemde çaresiz sandığımız için hep olumsuzdur. Üstelik bu duruma daha da kaptırıp geçmişte başardıklarımızı ve daha neler başarabileceğimizi de unuturuz. Unuttuğumuz için de iş görüşmesine çağrıldığımızda ya da bazen fırsat ayağımıza geldiğinde bile onu görmezden geliriz ya da tavrımızla iteriz.

Eğer dışarda sizi yargılayamaya çalışanlar varsa asla onlar gibi olmak istemediğinizi unutmayın. Bir gün siz o işe girdiğinizde ya da kendi işinizi kurduğunuzda tanıdığınız bir başkası hayatının o döneminde çalışmıyor olacaktır. Ve siz ona karşı daha iyisini yapabilirsiniz.

Siz diğer insanlardan farklı değilsiniz, sadece hayatınızda başetmeniz gereken geçici bir dönem yaşıyorsunuz. Bunu sadece bir durum ya da çözülmesi gereken bir problem gibi görmeye çalışın, yani olduğu gibi… Bu sizin başarısızlığınızın, yetersizliğinizin bir göstergesi değil, tüm varlığınızın hiç değil. Düşünün ki yarın bir haber geldi, istediğiniz işi aldınız ya da kurdunuz.Nasıl hissedersiniz? Nasıl? Birden kral mı oldunuz?! 20 saatte bambaşka biri olmanız mümkün mü? Kendi değerinizi bir habere bağlamayacak olgunlukta olduğunuzu varsayıyorum.

YALNIZ DEĞİLSİNİZ

Size istatistiklerden bahsetmeyeceğim. Çünkü açıkçası istatistik, ne ders olarak ne de günlük hayatta benim yüzümü hiç güldürmedi. Bu konudan yalnız olmadığıma eminim. Siz de yalnız değilsiniz. Hatta işi olanlar daha yalnız, çünkü azınlık olma yolunda ilerliyorlar… Üstelik her sabah istemedikleri bir düzenin parçası olmaya uyanıyorlar.

Bugüne kadar yaptıklarınız, izlediğiniz yöntem, kendinize davranış biçiminiz işe yaradı mı? O zaman hemen durun, çünkü çok yoruldunuz. Şimdi ruhunuzu geri çağırın, evet onu siz kaçırdınız, ruhunuzu işsiz bıraktınız. Asıl onun işi şimdi başlıyor. Çok geriye, “Yavrum büyüyünce ne olmak istiyorsunuz?” sorusuna geri dönelim. Suratımıza eğilip bunu soran her teyze ya da amca aslında kendi olamadığı birşeyin cevabını arar, çocukcağız da kafadan birşey atıverir. “Polis, doktor, çöpçü, şarkıcı vs..” Ama şimdi siz içinizdeki o çocuğu azarlamak yerine ona gerçekten ne yapmak istediğini sorabilirsiniz.

Günümüzde iş güvenliği ve iş ahlakı çok azaldı. Yani siz çok da çalışsanız, iyi bir çalışan da olsanız pozisyonunuzun bir garantisi yok. Bu neden ile üzülmemiz, korkmamız, endişelenmemiz, emeklerimizin karşılığını alamadığımızda hayalkırıklığına uğramamız çok sağlıklı bir durumdur. Hatta bir süre böyle hissetmek içimizdeki olumsuz duyguları boşaltmamıza fırsat verir.Bize kendimizi anlamaya çalışma ve sevme fırsatı verir. Fakat bunu kaderimiz ve hayatımızın tek gerçeği haline getirip mağdur rolünden çıkamamamız hem bizi hem sevdiklerimiz ile ilişkilerimizi köreltir. Bu bizi bağımlılıklara, yanlış ilişkilere,depresyona ve benzeri kısır döngülere iter.

Zor bir durum ile karşı karşıya olduğunuzu doğrulayın. Gerekirse yüksek ses ile söyleyin. Bugüne kadar neler başardığınızı yazın. ONu da sesli söyleyin! Kendinize nazik ve yumuşak davranın. Olumlu ya da olumsuz hiçbir hissinizi itmeyin, onları kabul edin. Gerçeği olduğu gibi kabul edin. Biz yetişkinler zaman zaman hayatta pek çok şeyi olduğu gibi kabul etmek durumunda kalıyoruz. Haksızlıkları, trafiği, yaşlanmayı, kayıpları, hayakırıklıklarını… Problemi sıradanlaştırın. Kalabalığa karışın. Ve eninde sonunda çalışmaya başlayacağınızı unutmayın.Asla bilemezsiniz. Bütün durgunluklar birgün biter. Bitmesi gerektiği zaman…Olumsuz duyguların geçip gitmesine izin verdikten sonra ve kendinizin sizi anlayan ve seven kısmına ulaştığınızda yaratıcılığınız ve hayal gücünüz sınırsız olacaktır.

HAYATTA OLDUĞUNUZU FARKEDİN!

Başta kolay olmayacağını biliyoruz. Azıcık zorlamanız gerekecek. İçinizdeki küçük çocuğa yapabilirsin demeniz gerkecek. Şimdi tıpkı karıncalanmış bir ayak gibi hareket ettikçe kendinize gelip yeniden hissetmeye başlayın.Gerçekçi bir plan oluşturun. Gerçekçi derken sizin durumunuza, konumunuza, yapınıza uygun bir harekete geçme planından bahsediyorum. Sadece artık son işinizde çalışmıyorsunuz diye iş-siz sayılmazsınız. Sizin şu anda çok ciddi bir işiniz var, iş aramak ve kendinizi yeniden keşfetmek! Biraz eğlenin. Şu anda çalışmıyorsunuz diye suratsız ve sürekli cezalı modunda olmak zorunda değilsiniz. Kırbaçlanmanız veya hapse girmeniz falan da gerekmiyor. Televizyon ve bilgisayar başında geçirdiğiniz vakti kısıtlı tutun. Günde 2-3 saatten fazla ekran karşısında vakit geçirmek tek başına sosyal fobi, depresyon ve kaygı sebebidir! Kendinize eğlenceli, sizi geliştirecek günlük aktiviteler ayarlayın. Kaçıp saklanmak yerine meydana çıkın ve gerçek arkadaşlarınzın kim olduğunu anlayın.

Unutmayın hemen hemen bütün mükemmel iş fikirleri, yeni akımlar, yenilikler ve buluşlar kişilerin hayatlarının zor dönemlerinde ve öylesine bir dolaşırken ortaya çıkmıştır. Siz de öylesine bir deniz kenarına, yeşilliklere gidin, toprakla uğraşın, günlük tutun, blog yazın, insanlar ile görüşün, yenileri ile tanışın, gruplara, derneklere üye olun, gönüllü çalışın, birilerine yardım edin, hobiler edinin, yalnız başınıza da gezip tozmayı var olmayı öğrenin, meditasyon yapın, eğitimlere katılın, üniversitelerde misafir öğrenci olun, destek grupları düzenleyin, destek alın, kişisel gelişim kitaplarına boğulun, ailenize daha çok özen gösterin. Sonra bunları yapmaya zor vakit bulacaksınız!

Tuğçe Peker, Psikoterapist, MSc. – PsychoAcademy, 2012 Şubat

SON MAKALELER

© 2017 Tuğçe Peker / Tüm Hakları Saklıdır.